Haftalık içerik takvimi nasıl kurulur
İçerik üretmenin zor kısmı yazmak değil, ne yazacağına karar vermektir. Müşterinizin sorularından beslenen basit bir takvim kurma yöntemi.

İçerik üretmenin zor kısmı çoğu zaman yazmak değildir. Ekranın başına oturup "bugün ne yazsam" diye düşünmektir. O düşünme süresi bazı işletmelerde haftalar sürer ve sonunda hiçbir şey yayınlanmaz.
Çözüm basittir. Konuyu, yazacağınız gün seçmeyin. Konu havuzunu önceden kurun, takvime dizin, sonra yalnızca yazın.
Konu havuzu nereden gelir
En iyi konular hayal gücünden değil, müşterinizin ağzından çıkar.
Bir hafta boyunca şunları not edin.
- Telefonda en çok sorulan sorular.
- Randevu öncesinde tekrar tekrar açıklamak zorunda kaldığınız şeyler.
- Müşterinin yanlış bildiği ve düzeltmek zorunda kaldığınız konular.
- Fiyat sorulduğunda "duruma göre değişir" dediğiniz noktalar.
Bir haftanın sonunda elinizde genellikle on beş ile yirmi arası soru birikir. Her biri bir yazıdır.
İkinci kaynak arama kutusunun kendisidir. Hizmetinizin adını aratın ve altta çıkan önerilere bakın. Oradaki her satır, birilerinin gerçekten yazdığı bir aramadır.
Konuları üç türe ayırın
Her yazı aynı işi yapmaz. Havuzunuzu üçe bölün.
Birincisi karar verdiren yazılardır. "Hangisi bana uygun", "Kimler için uygundur", "Ne kadar sürer" gibi sorulara cevap verirler ve satın almaya yakın kişiye hitap ederler.
İkincisi güven kuran yazılardır. Süreç anlatımı, sık yapılan hatalar, bakım önerileri. Bu yazılar sizi konusunu bilen biri hâline getirir.
Üçüncüsü yerel yazılardır. Semt, ulaşım, bölgeye özel durumlar. Bunlar yerel aramada karşılık bulur.
Takvimi kurarken üç türü dönüşümlü kullanın. Yalnızca birincisini yazarsanız site bir fiyat listesine döner. Yalnızca ikincisini yazarsanız kimse ne yaptığınızı anlamaz.
Sıklık az ama düzenli olsun
Haftada bir yazı, ayda dört yazı eder. Başlangıç için sürdürülebilir bir tempo olabilir.
Önemli olan sayı değil süreklilikdir. Üç ay boyunca düzenli yayın yapmak, kısa sürede çok sayıda içerik yayınlayıp ardından aylarca hiçbir şey eklememekten daha sürdürülebilir bir yaklaşımdır.
Gerçekçi olun. Haftada bir yazamayacaksanız iki haftada bir deyin ve ona sadık kalın.
Takvimi nasıl kurarsınız
Bir tablo yeterlidir. Dört sütun açın.
- Tarih.
- Konu.
- Tür, yani karar, güven ya da yerel.
- Durum, yani bekliyor, yazıldı ya da yayınlandı.
Havuzdaki konuları tarihlere dağıtın. Mevsimsel olanları doğru aya koyun. Yaz öncesi, okul dönemi başı, bayram öncesi gibi. Sekiz haftalık bir plan yapmak yeterlidir, sonrasını yaklaşınca doldurursunuz.
Bir yazının iskeleti
Her yazıyı sıfırdan kurgulamayın. Şu iskelet çoğu konuda çalışır.
- Sorunun ne olduğu, yani okuyucu kendini tanısın.
- Kısa cevap, yani sabırsız okuyucu için.
- Ayrıntı, başlıklara bölünmüş hâlde.
- Sık yapılan hata.
- Okuyucunun ne yapması gerektiği.
İskelet hazır olduğunda yazmak yarım saate iner.
Yazdıktan sonra
Yayınlamak son adım değildir. İki şey daha yapın.
Bağlantı verin. Yeni yazıdan ilgili hizmet sayfanıza, hizmet sayfasından da yeni yazıya bağlantı koyun. Bu hem ziyaretçinin yolunu açar hem de sayfalar arasındaki ilişkiyi belirginleştirir.
Tekrar kullanın. Bir yazı aynı zamanda bir sosyal medya paylaşımı, bir bülten maddesi ve müşteriye telefonda gönderilecek bir bağlantı olur. Bir kez yazıp üç yerde kullanmak, üç kez yazmaktan iyidir.
Yazmaya vakit bulamıyorsanız
En sık duyulan itiraz vakit yokluğudur. Bu itiraz çoğu zaman haklıdır ama çözümü yazmayı bırakmak değildir.
Üç yol işe yarar.
Birincisi konuşarak yazmaktır. Telefonun ses kaydını açın ve konuyu birine anlatır gibi anlatın. Sonra o kaydı yazıya dökün. Konuşurken kurduğunuz cümleler, klavyede kurduklarınızdan çoğu zaman daha doğaldır.
İkincisi biriktirmektir. Ayda bir gün ayırıp dört yazıyı birden çıkarın, sonra haftalık yayınlayın. Yazma günü ile yayın günü aynı olmak zorunda değildir.
Üçüncüsü kısaltmaktır. Üç yüz kelimelik bir yazı da bir yazıdır. Kısa ama düzenli, uzun ama yarım kalmıştan iyidir.
Görsel ve başlık
Bir yazının okunup okunmamasını çoğu zaman gövdesi değil başlığı belirler.
İyi başlık merak uyandırmaya çalışmaz, ne anlattığını söyler. "Bilmeniz gereken beş sır" yerine "Dolgu sonrası ilk 24 saatte ne yapmalı" yazın. İkincisi hem aramada karşılık bulur hem de okuyucuya ne bulacağını söyler.
Mümkün olduğunda kendi işletmenizden, hizmetinizden veya çalışma ortamınızdan gerçek görseller kullanın.
Yazıyı ölçmek
Yayınladığınız yazının işe yarayıp yaramadığını anlamak için karmaşık araçlara gerek yok.
Üç şeye bakın. Yazı kaç kez görüntülenmiş, okuyucu içerikle ne kadar etkileşim kurmuş ve o sayfadan sonra hangi adıma geçmiş.
Üçüncüsü en değerlisidir. Bir yazıyı okuyup hizmet sayfasına geçen kişi, o yazının işini yaptığını gösterir. Okuyup çıkan kişi ise ya cevabını almıştır ya da aradığını bulamamıştır. Yazının sonuna net bir sonraki adım koymak bu farkı kapatır.
En sık yapılan üç hata
Kendinizi anlatmak. "Yirmi yıllık tecrübemizle" diye başlayan yazıyı kimse aramıyor. Müşterinin sorusuyla başlayın.
Çok genel yazmak. "Sağlıklı yaşamın önemi" hiçbir aramaya denk düşmez, oysa "pilatese başlarken ilk ay ne olur" düşer.
Bir kere yazıp bırakmak. Eski yazıları yılda bir gözden geçirin. Fiyat, süreç ya da mevzuat değiştiyse güncelleyin. Güncellenen bir yazı, yeni bir yazı kadar değerlidir ve çok daha az emek ister.
Bu hafta yapılacak
Bir kâğıt alın ve telefonda en son sorulan beş soruyu yazın. İçerik takviminizin ilk beş satırı hazır demektir.
Takvimi kendiniz kurmak başlangıç için yeterli olabilir. Yerely'de içerik süreci planlama, hazırlık, kontrol ve yayın adımlarıyla düzenli olarak yürütülür. Planlanan ve yayınlanan içerikleri panelinizden takip edebilirsiniz. Nasıl çalıştığını Sistem sayfasında inceleyebilir, işletmeniz için örnek site oluşturabilirsiniz.


